9
Rahmi Koç'un Kürt kadınlarını konu alan bir fıkra nedeniyle gündeme gelmesi, Türkiye'de uzun yıllardır tartışılan önemli bir soruyu yeniden ortaya çıkarmıştır: Bir halkı veya etnik kimliği hedef alan ifadeler, "mizah" denilerek meşrulaştırılabilir mi?
Rahmi Koç, Türkiye'nin en tanınmış iş insanlarından biridir. Toplumda etkisi ve görünürlüğü yüksek olan kişilerin kullandıkları dil, sıradan bir vatandaşın sözlerinden çok daha geniş yankı uyandırır. Bu nedenle kamuoyunda tanınan isimlerin kullandıkları ifadeler konusunda daha dikkatli davranmaları beklenir.
Bir toplumu aşağılamanın, ötekileştirmenin ve küçümsemenin en tehlikeli yollarından biri bunu mizah kisvesi altında yapmaktır. Çünkü ayrımcılık bazen açık nefret söylemiyle değil, kahkahaların arasına gizlenmiş cümlelerle yayılır.
Rahmi Koç'un sözleri etrafında oluşan tartışma, aslında tek bir kişinin ötesinde değerlendirilmelidir.
Eğer bir fıkranın merkezine bir halkın kimliği, bir kadının etnik kökeni veya bir toplumun kültürel aidiyeti yerleştiriliyorsa, burada artık masum bir mizah değil, toplumsal önyargıların yeniden üretilmesi söz konusudur. Hele ki hedef alınan kesim yıllardır ayrımcılık, dışlanma ve eşitsizlikle mücadele eden bir topluluksa, kullanılan dil daha da büyük bir sorumluluk taşır.
Kürt kadınları bu ülkenin emeğidir, alın teridir, mücadelesidir. Tarlada çalışan, fabrikada üreten, üniversitede okuyan, bilimde, sanatta ve siyasette varlık gösteren milyonlarca Kürt kadınının onurunu zedeleyen her söz, sadece bireylere değil toplumsal barışa da zarar verir.
Toplumun önünde bulunan, sözü etkili olan kişiler kullandıkları her ifadeden sorumludur. “Şakaydı”, “fıkraydı” ya da “yanlış anlaşıldı” savunmaları, kırılan onuru ve büyüyen toplumsal yarayı ortadan kaldırmaz. Çünkü ayrımcılık, çoğu zaman tam da bu gerekçelerin arkasına saklanarak normalleştirilmeye çalışılır.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey; etnik kimlikler üzerinden üretilen klişeler değil, eşit yurttaşlık bilincidir. Kürtleri, Türkleri, Lazları, Çerkesleri ya da başka herhangi bir topluluğu aşağılayan söylemler, kime yönelirse yönelsin aynı kararlılıkla reddedilmelidir.
Sessiz kalmak, ayrımcılığı meşrulaştırmaktır. Irkçılığın karşısında durmak ise sadece Kürtlerin değil, demokrasiye ve insan onuruna inanan herkesin görevidir.
Hiç kimse etnik kimliği nedeniyle mizah malzemesi yapılamaz. İnsan onuru, kahkahaya kurban edilemeyecek kadar değerlidir.
Haliye Donmuş/GlobalKalem
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Spor
Siyaset ve Gündem
Dünya ve Avrupa
Gündem
