9
Bir önceki yazımda bir dostum sitem etmişti bana,‘’Neden daha pozitif şeyler yazmıyorsun, bu kadar derine inme ve hüzün niye?’’ O gün dostuma hak vermiştim, evet kuyruğu dik tutmaya çalışacağım ve hayata olumlu bakacağım diye.
Dostluklara dair;daha neşeli konuları elle alacağıma, aşk, sevgi sadakat, dürüstlük, müzik ve güzellikleri paylaşacağıma…
Geleceğe dair; güneşi alan dünya penceresinden bakacağıma, güzel olan her şeyi benimseyip sizlerle paylaşacağıma kendimi inandırmıştım.
Psikologlar,’’ her şeye pozitif bakmayı öğrenin olumsuzluklara gülün geçin’’ diyorlar.
Benim de bütün çabam, çocuk masumiyeti ile güzel huzurlu bir yaşam… Olumsuzluklara çocuk edasından gülüp geçmek…
***
Ama yaşadığımız toplum zaten ölü, mezarımızı kendi ellerimizle hazırladık ve mezarın tam kenarından oturuyoruz.
Adaletsizliğin, eski ve çürümüş kokuşmaya yüz tutmuş her şeyin iç içe olduğu bir mezara düşmemek için çırpınıyoruz…
Ülkemde bu kadar olumsuzluk yaşanırken, gülüp geçmek için biraz deli olmak gerekir onu da beceremiyoruz.
Çünkü: Delilik insanın en saf en coşkulu cüretkar ve tarafsız yanıdır.
Dünya’nın neresinde? Yolsuzluğu, hırsızlığı, arsızlığı deşifre edenler cezalandırılır.
Hangi ülke de? Sadece özgürlük ve insanca yaşama hakkı isteyen, doğaya sahip çıkan gençler, tenha sokaklarda sıkıştırılarak, hunharca polis tarafından öldürülür ve katil cezalandırılmaz.
Hangi aydın? Salt ermeni olduğu için kurşunlanıp üstü basit bir kağıtla örtülür..
Roboski ‘nin dünyada başka örneği var mıdır?
Hangi zihniyet? Aydınlığa, demokrasiye, eğitime, sanata, edebiyata, gelişime bu kadar kapalı ve düşman.
Dünyanın hangi yerinde? İnsanlar açlıkla terbiye edilmeye çalışılır, insanlar yoksullukla savaşırken bir devlet başkanı har vurup harman savurur.
***
Evet; pozitif duygularla, sizlerle buluşmayı düşledim bu hafta, aşklardan sevdalardan, yaşamın en güzel kıyılarında buluşmak istedim bir demlik…
Ama;bu kadar olumsuzlukların yaşandığı bir ülke de güzel şeyler yazmak ne mümkün. Kör kuyularda aranırken cesetler ay ışığına gülümsemek ne mümkün…
Yaşanan bu kadar olumsuzluklara rağmen ‘’gülüp geçin ‘’diyor psikologlar. Onları sokak başında hangi palyaço güldürüyor bilemiyorum.
Bildiğim tek şey, gülüp geçemiyorum, arsızlığa, yolsuzluğa ve adaletin terazisini bozan, haydutlara…
Evet, kuyruğu dik tutmaya çalışıyorum, aşktan sevdadan konuşmak istiyorum.
Ama nafile, şeytan çemberine alınmış ülkem de, hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmeyi beceremiyorum.
Haksızlığa uğrayarak yaşam hakları ellerinde alınan genç filizlerin annelerinin, bitmez ve sönmez acılarını düşündükçe, sevda acısını çekmekten utanıyorum.
Vicdanın ve haysiyetin insan kalıbını terk ettiğini gördükçe, yeni aşklardan sevdalardan dem vuramıyorum.
Her gün ölümlerin yaşandığı, dünya vitrininde yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğunu gördükçe, yeni doğan bebeklere bir masal seçemiyorum.
Yaşamın güzellikleri ile sizlerle sohbet etmemi reva görenlerle, meşgul olmaktan hayatı ıskalamaktan utanıyorum…
Yine de her şeye rağmen; güzel cümlelerle yarım kalmış sevdaları, meallere işlenmemiş aşkları, en devrimci ruhumla kahkaha atacağım günü hayal ederek, klavyemin tuşlarını piyano tuşlarına çevireceğim günü umutla bekliyorum…
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Teknoloji
Kültür Sanat Şiir ve Edebiyat
Siyaset ve Gündem
Dünya ve Avrupa
