9

 

Cumartesi Anneleri 1000’inci haftada:Bin haftadır haykırıyoruz

Cumartesi Anneleri 1000’inci haftada Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi gerçekleştirdi. Kayıp yakınları “Bin haftadır haykırıyoruz. Unutmuyoruz asla unutmayacağız" dedi.

14:37:54 | 2024-05-25

GlobalKalem

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 1995’ten bu yana sürdürdükleri adalet mücadelesi eylemleri, bininci haftasına girdi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda eylem düzenleyen Cumartesi Anneleri, 29 yıldır mücadeleye devam ediyor. Mücadelelerinde 1000. haftaya gelen Cumartesi Anneleri, altı yıl sonra ilk kez polis bariyerlerin olmadığı meydanda anma düzenledi, “Kayıplarımız nerede?” diye sordu.

Galatasaray Meydanı’ndaki eylemler 28 Ağustos 2018’de 700’ncü hafta polis saldırısıyla yasaklanmış, meydan ise ablukaya alınmıştı. Uygulanan abluka ve yasak, 300 hafta sonra 1000'inci hafta eylemi için kaldırıldı.

İstiklal Caddesi’ne serilen siyah bez üzerine kayıp yakınlarının resimleri ve karanfiller bırakılırken, “1000 hafta” yazıldı. Eyleme destek için Galatasaray Meydanı’na gelenlerin ellerinde karanfiller ve kayıpların resimleri yer aldı.

Eyleme, kayıp yakınları ve insan hakları savunucularının yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DEM Parti milletvekilleri, CHP milletvekilleri Türkan Elçi, Okan Konuralp, Sezgin Tanrıkulu, Emek Partisi milletvekilleri Sevda Karaca, İskender Bayhan, TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP belediye başkanları, siyasi parti, sendika temsilcileri ve çok sayıda aydın ve sanatçı katıldı.

TARİFSİZ ACI!

Oturma eyleminde Cumartesi Anneleri adına açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan okudu.

Arcan,  “Bugün burada, 1000. kez aynı derin acı ve aynı ısrarla bir araya geliyoruz. 1000 hafta… Yani 7000 gün, 229 ay… Yani arayışla geçen bir ömür… Biz Cumartesi Anneleri/ İnsanlarıyız. Anneyiz, babayız, eşiz, kardeşiz, evladız, yeğeniz, torunuz. Yani sizler gibiyiz.  Ama aslında bir farkımız var sizden. Bizim kalbimizde aynı derin yara sızlıyor; sevdiklerimizin mezarlarına bile sahip olamamanın tarifsiz acısı. Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan sevdiklerimizden bir daha haber alamadık. Ya aylar, uzun yıllar sonra “kimliği meçhul kişi” olarak gizlice gömüldükleri kimsesizler mezarlığında ağır işkence izleri taşıyan bedenlerine ulaştık ya da hiçbir iz bulamadık” dedi.

"AKIBETLERİNİ BİLMEK İSTİYORUZ"

“Onlardan geriye sadece isimleri ve kucaklarımızdaki fotoğrafları kaldı” diyen Arcan, “Kucağımızda fotoğraflarını taşıdığımız sevdiklerimize bir bakın. Onlar da sizin gibiydiler. İşçilerdi, esnaflardı, taksicilerdi, çiftçilerdi, doktorlardı, eczacılardı, hemşirelerdi, gardiyanlardı, avukatlardı, gazetecilerdi, öğretmenlerdi, mühendislerdi, iş insanlarıydı, ilköğretim, lise ve üniversite öğrencileriydi, siyasetçilerdi, sendikacılardı. Onlar bizim en sevdiğimizdi… 1000 haftadır, hiç dinmeyen bir ağrıyla ve aynı zamanda hiç bitmeyen bir umutla Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyoruz: Devletin alıp götürdüğü sevdiklerimizi istiyoruz! Akıbetlerini bilmek istiyoruz” dedi.

"KAYIPLARIMIZ NEREDE?"

1000 haftadır kayıplarının nerede olduklarını sorduklarını anlatan Arcan,  “1000 haftadır, soruyoruz: Sevdiklerimizi kaybedenler, bu insanlığa karşı suçun fail ve sorumluları neden cezasızlıkla korunuyor? 1000 haftadır haykırıyoruz: Unutmuyoruz, unutmuyoruz, asla unutmayacağız. 1000 haftadır haykırıyoruz: Vazgeçmiyoruz, vazgeçmiyoruz, asla vazgeçmeyeceğiz. 27 Mayıs 1995’ten beri, her hafta saat 12:00’de Galatasaray Meydanı’nda toplandık. Galatasaray bizim ve kayıplarımızın sesi oldu. Kimi zaman engellendik, kimi zaman yasaklandık. Şiddetle, zorla dağıtıldık kimi zaman. Gözaltına alındık, yargılandık. Ama ısrarımızdan bir an için bile olsa vazgeçmedik. Nasıl vazgeçelim; onlar bizim gözbebeğimizdi! Gözaltında kaybedilen sevdiklerimize dokunamıyoruz ama her cumartesi onların resimlerini gururla taşıyoruz” diye konuştu.

“VAZGEÇMİYORUZ”

Arcan şunları söyledi: “Mezarlarına çiçek koyamıyoruz, ama her cumartesi onlar için Galatasaray Meydanı’na bir karanfil bırakıyoruz. Bu gelenek kuşaktan kuşağa aktarılarak sürüp gidecek. Galatasaray Meydanı’na bakan her göz, o meydandaki her taş, devletin bu büyük utancının ve Cumartesi Anneleri’nin direncinin tanığıdır! 1000. haftamızda kamuoyunun karşısına tek bir taleple çıkıyoruz; kayıplarımızı istiyoruz. Karanfillerimizi Galatasaray’a değil, sevdiklerimizin gerçek mezarlarına bırakmak istiyoruz. Doğdukları, yaşadıkları topraklarda bir izleri, bir mekanları olsun istiyoruz. 1000. haftamızda bir kez daha ilan ediyoruz: Sevdiklerimizi bulana kadar onları aramaktan vazgeçmiyoruz, vazgeçmiyoruz, vazgeçmiyoruz.”

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda eylem düzenleyen Cumartesi Anneleri, 29 yıldır mücadeleye devam ediyor. Mücadelelerinde 1000. haftaya gelen Cumartesi Anneleri, altı yıl sonra ilk kez polis bariyerlerin olmadığı meydanda anma düzenledi, “Kayıplarımız nerede?” diye sordu.

Galatasaray Meydanı’ndaki eylemler 28 Ağustos 2018’de 700’ncü hafta polis saldırısıyla yasaklanmış, meydan ise ablukaya alınmıştı. Uygulanan abluka ve yasak, 300 hafta sonra 1000'inci hafta eylemi için kaldırıldı.

İstiklal Caddesi’ne serilen siyah bez üzerine kayıp yakınlarının resimleri ve karanfiller bırakılırken, “1000 hafta” yazıldı. Eyleme destek için Galatasaray Meydanı’na gelenlerin ellerinde karanfiller ve kayıpların resimleri yer aldı.

Eyleme, kayıp yakınları ve insan hakları savucularının yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, çok sayıda CHP ve DEM Parti Milletvekilleri, Emek Partisi Milletvekilleri Sevda Karaca, İskender Bayhan, TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP belediye başkanları, siyasi parti, sendika temsilcileri ve çok sayıda aydın ve sanatçı katıldı.

TARİFSİZ ACI!

Oturma eyleminde Cumartesi Anneleri adına

Açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan okudu.

Arcan,  “Bugün burada, 1000. kez aynı derin acı ve aynı ısrarla bir araya geliyoruz. 1000 hafta… Yani 7000 gün, 229 ay… Yani arayışla geçen bir ömür… Biz Cumartesi Anneleri/ İnsanlarıyız. Anneyiz, babayız, eşiz, kardeşiz, evladız, yeğeniz, torunuz. Yani sizler gibiyiz.  Ama aslında bir farkımız var sizden. Bizim kalbimizde aynı derin yara sızlıyor; sevdiklerimizin mezarlarına bile sahip olamamanın tarifsiz acısı. Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan sevdiklerimizden bir daha haber alamadık. Ya aylar, uzun yıllar sonra “kimliği meçhul kişi” olarak gizlice gömüldükleri kimsesizler mezarlığında ağır işkence izleri taşıyan bedenlerine ulaştık ya da hiçbir iz bulamadık” dedi.

"AKIBETLERİNİ BİLMEK İSTİYORUZ"

“Onlardan geriye sadece isimleri ve kucaklarımızdaki fotoğrafları kaldı” diyen Arcan, “Kucağımızda fotoğraflarını taşıdığımız sevdiklerimize bir bakın. Onlar da sizin gibiydiler. İşçilerdi, esnaflardı, taksicilerdi, çiftçilerdi, doktorlardı, eczacılardı, hemşirelerdi, gardiyanlardı, avukatlardı, gazetecilerdi, öğretmenlerdi, mühendislerdi, iş insanlarıydı, ilköğretim, lise ve üniversite öğrencileriydi, siyasetçilerdi, sendikacılardı. Onlar bizim en sevdiğimizdi… 1000 haftadır, hiç dinmeyen bir ağrıyla ve aynı zamanda hiç bitmeyen bir umutla Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyoruz: Devletin alıp götürdüğü sevdiklerimizi istiyoruz! Akıbetlerini bilmek istiyoruz” dedi.

"KAYIPLARIMIZ NEREDE?"

1000 haftadır kayıplarının nerede olduklarını sorduklarını anlatan Arcan,  “1000 haftadır, soruyoruz: Sevdiklerimizi kaybedenler, bu insanlığa karşı suçun fail ve sorumluları neden cezasızlıkla korunuyor? 1000 haftadır haykırıyoruz: Unutmuyoruz, unutmuyoruz, asla unutmayacağız. 1000 haftadır haykırıyoruz: Vazgeçmiyoruz, vazgeçmiyoruz, asla vazgeçmeyeceğiz. 27 Mayıs 1995’ten beri, her hafta saat 12:00’de Galatasaray Meydanı’nda toplandık. Galatasaray bizim ve kayıplarımızın sesi oldu. Kimi zaman engellendik, kimi zaman yasaklandık. Şiddetle, zorla dağıtıldık kimi zaman. Gözaltına alındık, yargılandık. Ama ısrarımızdan bir an için bile olsa vazgeçmedik. Nasıl vazgeçelim; onlar bizim gözbebeğimizdi! Gözaltında kaybedilen sevdiklerimize dokunamıyoruz ama her cumartesi onların resimlerini gururla taşıyoruz” diye konuştu.

“VAZGEÇMİYORUZ”

Arcan şunları söyledi: “Mezarlarına çiçek koyamıyoruz, ama her cumartesi onlar için Galatasaray Meydanı’na bir karanfil bırakıyoruz. Bu gelenek kuşaktan kuşağa aktarılarak sürüp gidecek. Galatasaray Meydanı’na bakan her göz, o meydandaki her taş, devletin bu büyük utancının ve Cumartesi Anneleri’nin direncinin tanığıdır! 1000. haftamızda kamuoyunun karşısına tek bir taleple çıkıyoruz; kayıplarımızı istiyoruz. Karanfillerimizi Galatasaray’a değil, sevdiklerimizin gerçek mezarlarına bırakmak istiyoruz. Doğdukları, yaşadıkları topraklarda bir izleri, bir mekanları olsun istiyoruz. 1000. haftamızda bir kez daha ilan ediyoruz: Sevdiklerimizi bulana kadar onları aramaktan vazgeçmiyoruz, vazgeçmiyoruz, vazgeçmiyoruz.”

“ADALET İSTİYORUZ”

Basın açıklamasının ardından kayıp yakınları söz aldı.

Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak: Herkese teşekkür ederim. Yıllar sonra burada olduğum için çok mutluyum. Hepinize buraya geldiğiniz için teşekkür ederim.

Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız: "Burası gözaltında kaybedilenlerin mezarlığı değil, burası kayıp yakınlarının buluşma meydanı. Acılarımıızn, ağıtlarımızın duyurulma yeridir. 'Adalet nerede?' diye haykırdığımız alandır. 1000 haftadır da haykırıyoruz; Adalet nerede?"

Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe'nin annesi Zübeyde Tepe: Biz 30 yıldır 1000 haftadır buradayız. Biz buradan vazgeçmeyeceğiz, çocuklarımız için adalet istiyoruz. Çocuklarımızın katilleri bulunsun. Çocuklarımızın katilleri belli, katillerini çıkarsınlar, Adaleti kilitlemiş ceplerine koymuşları, adalet istiyorum.

Kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun: Elbet bir gün bize hesap verecekler. Adalet aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Katiller yargı önüne çıkana kadar burada olmaya devam edeceğiz. Herkes için adalet. Cumartesi Anneleri için adalet.

“UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ”

Gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu'nun kardeşi Münübe Türkoğlu:  Adalet yönüyle dosyası kapandı zaman aşımı dendi ama biz  akıbetini öğrenmek istiyoruz. Biz failler yaralansın, hukuk sağlansın istiyoruz. Unutmadık, unutmayacağız.

Gözaltında kaybettirilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren: Annem 39 yıl boyunca oğlu Hayrettin için karanfillerle donatacağı mezar istemişti, akıbetini sormuştu. Annem hep bir mezar istemişti. Ben annemin bıraktığı yerden ağabeyimin çiçeklerle donatılan bir mezarı için buradayım. Bugün burada olmamız vazgeçmememizin bir sonucudur. Unutmayacağız, unutturmayacağız.

Gözaltında kaybedilen İbrahim Demir’in kızı Deniz Demir: 34 yıldır adalet arıyoruz. Son nefesimize kadar buradayız.

Kasım Aksoy’un eşi Leyla Erdoğan Aksoy: Eşimin gözünü kapatıp onu cezaevine götürdüler ve kaybettiler. Adalet istiyoruz kayıplarımızı istiyoruz. Eğer biz ölürsek de torunlarımız buraya gelecek.

“BU MEYDAN ADALET MEYDANIMIZ”

Katledilen Savaş Buldan’ın eşi DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan: Hepimiz bu meydanda adalet aradık. Karanfil koyacak mezarımız yok. Karanfil koyacağımız, dua edeceğimiz bir mezar yok. O yüzden kayıplarımız bulunana kadar, failler cezalandırılana kadar burada olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu meydan adalet meydanımızdır.”

Yusuf Erişti’nin yakını: 33 yıldır adalet bekliyoruz. Yardım edin lütfen. Babam iki yıl önce annem de son anlarını yaşıyor. Yardım edin ne olur. Bulun onları...

Abdullah Canan’nın oğlu Vahap Canan: Yüksekova çetesi tarafından yakınlarımız kaybedildi. Bu komutanları kamuoyunda tekrar lanetliyorum.

“KAYBEDENLERİN YARGILANMASINI İSTİYORUZ”

Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin: 1000 haftadır adalet istiyoruz. Burada insanlarımızı kaybedenlerin yargılanmasını istiyoruz. Adalet istiyoruz. Onlar yargılanana kadar biz bu alanları terk etmeyeceğiz.

Süleyman Cihan’ın kardeşi Ahmet Cihan: Bütün kayıplar için adalet istiyoruz.

Kaybedilen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır: “Kız kardeşim geçen hafta hayatını kaybetti. Onu, Cemil Kırbay’ın temsili açık mezarının yanına koyduk. Eminim, Fatma Cemil’e kavuştuğu için orada mutlu. Fakat buradayken hep onu aradı. Mezar yerini istedi. Devlet bize bir mezar borçlu. Devletten bir mezar alacağımız var.

“HASAN’A NE OLDU?”

Hasan Ocak ağabeyi Ali Ocak:  Hasan'ın gözaltında işkence de öldürüldüğüne dair belgeler var, buna rağmen kimse yargılanmadı. 1000 haftadır buradayım, Hasan'’a ne oldu? Kim kaçırdı? Kim kaybetti. Galatasaray kapatarak hafızamızı silmelerine izin vermeyeceğiz.

Hüsamettin Yaman ağabeyi Feyyaz Yaman: Hak aramaya devam ediyoruz yasta eşitlik istiyoruz, ölümde eşitlik ve adalet istiyoruz.

“BİN YIL GEÇSE DE BURADAYIZ”

Rıdvan Karakoç kardeşi Hasan Karakoç: Benim ağabeyimin cenazesini yok etmek istediler. Israrlı aramalar sonunda bulduk. Biz bu ailelerin içinde en şanslılardan biriyiz. Çiçek koyabileceğimiz bir mezarımız var binlerce aile bundan mahrum sorumlular yargılansın istiyoruz, kayıpları akıbetini soruyoruz. Son kayıp bulunana kadar burada olmaya devam edeceğiz. Bin yıl geçse de buradayız.

İbrahim Çelik’in torunu Şevin Çelik: Dedem için adalet istiyorum.

MEYDAN KAPATILDI!

Kayıp yakınlarının konuşmalarının ardından eylem son buldu. Kitle dağıldıktan sonra Galatasaray Meydanı yeniden bariyerlerle kapatıldı.

 




ETİKET :  

Tümü
UA-147632479-1