9

ÖNCE İNANMAK GEREK

12:36:58 | 2020-04-16
Psikolog-B.Melis Avcı
Psikolog-B.Melis Avcı     

Demem o ki illa bir şeylere inanmak gerek. Çünkü güneş hala doğmaktan vazgeçmiyor. Hala dal yaprağa küsmüyor. Gece gündüzsüz olmuyor. Dünya dönmeyi, kuş uçmayı, göl akmayı, rüzgar esmeyi bırakmıyor. Şu dönemdeki kilit nokta "inanmak" aslında. Kopmaya en hazır yön bu gözükürken hem de.

Neyi beklediğimizi bilmemek, ne zamana kadar beklediğimizi bilmemek ruhsal açıdan elbette ki yorucu geliyor. Ama bazı doğumlar sancılı olur bazıları ise çok daha kolay. Böyle bakarsak dünya şu an sancılı bir doğum sürecinde. Önemli olan sabırla ve inançla bunu bekleyebilmekte. İnsanoğlu yaradılış gereği oldukça sabırsız bir canlı, misal ilmi bakarsak cennetten bile sabırsızlığı yüzünden bir elmaya tamahla gönderildi. Ilginç ama belki de bu noktada düzeltilmesi gereken bir şeyler vardır? Dünya yeniden bir oluşum içinde ve bu oluşum yeni bir miladı oluşturacaktır belki de. Ve bizler şu anki zorlukta aslında bilmeden bir mucizeye şahit oluyoruzdur ve bir mucizenin neferleriyizdir belki de kim bilir? Olumlu bakmalıyız demeyeceğim buna zorundayız. Zorundayız çünkü her gün duyulan haberler, olaylar, tutumlar, karmaşa ve belirsizlikler yoruculuğu ne kadar arttırsa da biz olumlu bakmak zorundayız. Bu bir süreç ve değiştirilemez durumda ısrarla olumsuz geçirmekten mi yanasınız bunu nasıl verimli geçiririmden mi? Seçim sizin. Tek bir ufak olumlu düşünce sizi kurtaracak yöne yönlendirecekken ve hayat her gün size yaşama şansını yeniden veriyorken bir bildiği vardır bence ve o bilineni bilmeye de değer derim.

                                                                              ***

Evde kaldıkça kendinize yönelin hızlı bir yaşamdayken ne kadar kendinizden uzak kaldığınızı düşünün dünya şu anda aslında topluca bir "Çilehâne'de" bu söz sizi korkutmasın "Çilehâne" Anadolu’dan çıkma Fars kökenli bir kelimedir. İnzivaya yönelme yeridir ve orası ana rahmi gibi yeniden doğuş için en müsait zemindir denmektedir. Orası tasavvuf makamındaki anlatımıyla Allaha (Tanrıya, Yaratıcıya) en yakın olunan yerdir denir. Yani en nötr ve saf bağ noktamız. Anadolu tasavvufunda boş bir mekan vardır ve kişi orada tüm dış düşüncelerden arınır sadece kendiyle tek vücut olurken ruhunda da yaratıcıyla bağını kurar. 40 günlük bir süreyi kapsar ve çile kelimesi de aslında Farsça "çihil" yani 40 sözcüğünün değişimidir, yani bizim düşündüğümüz gibi olumsuz bir hissiyat yaratmamalıdır. Bu Anadoluda ki yapıdır fakat her dinde ve kültürde bu yapılan bir eylemdir aslında. Çeşitli meditasyonlar, oruçlar, nefes teknikleri, cinsel perhiz vb. Bir çok dinde karşılığı olan ortak süreçleri kapsamaktadır. Örneğin; Hristiyanlıkta buna "Asketizm" denilir dinsel veya felsefi olarak belli bir aşamaya ulaşmak için oluşturulan ruhu yüceltmeye dayanan bir unsur olarak belirtilir. Ayrıca Museviliğe de baktığımızda Tevrat’ta Hz. Musa’nın 40 gün dağda bir mağarada arındığından bahsedilir. Biz bunlara günümüz dünyasından bakarsak şu an bu sabır döneminde olduğumuzu varsaysak, sonundaki makamları hedef alsak zorluğun içindeki cevherleri görebiliriz belki de. O yüzden evde ve kendiliğimizde kaldığımız her anı verimli geçirmeliyiz ki sonunda bir şeyler elde edebilelim.

Belki de özdeki maddeye en yakın olacağımız bir çağ bizleri beklemekte görmek için her türlü mücadeleye değer derim. O zaman Brezilyalı roman ve söz yazarı Paulo Coelho' nun dediği gibi " Sen zafere inanırsan, zafer de sana inanır." Diyelim ve sağlıkla kalalım.

PSK./ Berna Melis AVCI




ETİKET :  

Tümü
UA-147632479-1